harranajans
 
Ana Sayfa > Site Yazarları

Numan Aladağ - harranajans
Zulüm Sadece Kırbaçla Olmaz‏
09 Nisan 2015 - 871 okunma

Değerli Mü’minler!
Ülkeler, kurumlar ve aileler arası, düşmanlarınıza karşı Zafer kazanabilmeniz için, silah kullanarak savaşmanıza gerek yoktur. Düşmanlarınızı, tembelliğe, lüks tüketime alıştırma, kayıt dışı (Kara para) ekonomik hareketliliğe izin verilmesi ve ehil olmayan insanların tasarruflarına sorumluluk vermeniz yeterli olur. Düşmanlarınız aç kaldığı zaman, karnını doyurmakla uğraşır; tembellerin, ekonomik krizleri münasebetiyle düşman ile uğraşma gücü ve zamanı olmaz.

Toplumda, zulme yol açan gayr-i meşru kazanç şekillerinden biri de rüşvettir. Rüşvet alan da veren de dinen kötülenmeğe ve ayıplanmağa müstehaktır. Zaten yapılması gereken bir işin, bir menfaat karşılığı yapılması veya ehliyetli olmayan kişilerin layık olmadıkları mevki ve makamlara getirilmesi rüşvettir.

Kayıt dışı kazançlar, toplumun en büyük hastalıklarından ve en önemli tehlike habercilerindendir. Kayıt dışı kazançlar, haklıyı haksız; doğruyu yalancı liyakatliyi ehliyetsiz duruma düşürür. Öte yandan ehliyetsiz ve liyakatsız kişilere, menfaatler müşterektir ahlakı uygulanarak, ehil ve başarılı görülür yasak ve gayri meşru faaliyetler normal ve meşru imiş gibi işlem görür. Adalet ve hakkaniyete riayet edilmeyen toplumlarda; herkes hakkını, kendi kuvvet ve kabiliyetini kullanarak almaya yeltenir. Bu ise, huzursuzluğun kökleşmesi demektir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde: ”Rüşvet veren de alan da cehennemliktir.” buyurmak suretiyle bu kötülüğü yasaklamıştır.

Dinimiz emanetlerin ehline verilmesini emretmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde ”İş (Görev), layık olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.” buyurmuşlardır. İslam, hak ve Adalet mefhumu ile bağdaşmayan bir içtimai felaket olan rüşveti, kesin olarak yasaklamış, bu çeşit kazançları haram saymıştır. Hatta rüşvet alanın daha sonra tövbekar ve pişman olmasını dahi dikkate alarak, rüşvet olarak verilen maddenin kabzedilmesiyle işin bittiğini kabul etmemiş; alınan şeyin geri verilmesini gerekli saymıştır. Borç alan kimsenin, borç aldığı kimseye önceden bir şey takdim etmesi şüpheli bir hediyedir. Akdin faiz ve rüşvet şüphesine bulaşmasına yol açar.

Emevi Halifelerinden Ömer İbn Abdülaziz: ”Hediyeye, Resulullah zamanında hediyye idi. Bugün ise rüşvet olmuştur.” demiştir. Bazı devletlerin yıkılış ve gerileme devirlerinde rüşvetin ne derece yayıldığı ve ne kadar değişik isimler aldığını okurken, Ömer İbn Abdulaziz’in sözündeki inceliği takdir etmemek mümkün değildir.

Değerli okuyucular! Cehalet bütün ahlaksızlıkların anasıdır. Kültür bildiklerimiz değildir, öğrendiklerimizi unuttuktan sonra ne kalmışsa kültür odur.

Kültürsüz insan bütün varlığı ile yaşadığı ana bağlıdır. Kayıtsız şartsız olayların hükmü altında bulunur. Kültürlü insan ise başına gelenleri aşan bir tarafı vardır. Bir anın bir yerin adamı değildir. Fikirlerindeki serbestlik onu bir kaç mekana birden taşır. Endişe ve üzüntüleri tahammülünü aşsa bile, bir doktorun vecizesini hatırlar, bu da onun sabırlı olması ve tahammülü aşan üzüntülere gülümsemesi için kafi gelir.

İnsanın tabiat vergisi olan kabiliyetleri kendiliğinden çıkan şifalı bitkilere benzer; okuyarak budanmaları ve işlenmeleri lazımdır.

23-63 Ekseni’ nin yakın Tarih’ten günümüze kadar çektiği ızdıraplardan daha çok kaçırdığı fırsatların acılarını hatırlaması gerekir. Vicdan muhasebesi yaparak hayatını yaşayan ve vicdanlı olarak helal miraslar bırakan, şeytanca düşünen zülümkarların ve şeytanın hesabını bozar. Onun içindir ki, Türkiye Cumhuriyeti arşivlerinde de Harran ve Akçakale halkının, Ruhundaki Vatan sevgisi ve Milli benliğinden hiç bir zaman taviz vermediğini ve ırkçılık yapmadığı belgelerle açık ve net olarak ortadadır. Harran ovası ve Elazığ halkının ruhundaki Vatan severliliği fırsat bilinerek daima yetim bırakılmıştır. Yetim kalmasının ilk sırada yer alanlardan biri de, mayınlı sahalar ve hazine arazileri’nin Suriye’ den gelenlere, başta Suriye Ermenileri olmak üzere verilirse, Harran-Akçakale halkı şaşırmasın! Harran ve Akçakale’ yi, bir tarımsal reel sektör merkezi haline getirebilecek temsilciler olsa, mayınlı saha ve hazine arazilerine sahip çıkıp, daima gündemde tutulacak ve böylece jet hızı ile vurdum duymazlık kararların çıkması frenlenmiş olacaktır. Harran-Akçakale’nin Milli ve stratejik konuları savunup daima TBMM kürsüsünde gündem de tutanlara ihtiyaç vardır. Harran-Akçakale gibi, Elazığ da aynı şekilde stratejik önem taşımaktadır.

Elazığ-Şanlıurfa, bugün ağaçlandırma ile bir oksijen deposu ve tarımsal sanayinin üsleri olması gerekirken, ne yazık ki, yabancı sermayeye dayalı büyük alışveriş merkezleri yerini almış olup, halk lüks tüketim, zaman israfı ve rüşvet alışverişinin hareketliliğine terk edilmiştir. Keban barajı inşaatının başlaması ve Harran ovasına su gelmesiyle çiftçi eğitilip bir tarım cenneti olabilirdi; ne yazık ki, Milli tarımın gelişmesi beklenen yer de yerini alamamıştır. Milli tarımın yerine, Elazığ-Şanlıurfa halkı, benim çocuğumu kamu kuruluşuna işe aldırırsan, örneğin X X lira veririm, benim şu negatif sorunumu pozitif hale getirirsen şu kadar para veririm borsası hareketlilikleri hakimiyet kazanmıştır.

Cenab-ı Allah, 23-63 Eksenine Allah’tan korkan ve vicdan muhasebesi yapan idarecilerle, yönetilip eğitilmesini nasip etsin. Haram faaliyetleri olan ihanet şebekelerinin şerrinden muhafaza etsin.

Elazığ-Şanlıurfa-Harran-Akçakale halkı, haram işlerle uğraşan politikacılara önem vermeyerek, işledikleri günahlara ortak olmamalıdır. Namuslu, şerefli ve Allah korkusu olanlar, hangi siyasi parti de olurlarsa olsunlar, bu ahlaktaki adaylara destek verilmelidir. Namusu, şerefi kıt, Allah korkusu olmayan ve kendisini yalnız dünya işlerine adayanlar ile aynı ekranda aynı şarkıyı söylerseniz, her türlü negatif (Pisliklerini) faaliyetlerini kabüllenmiş olup, günahlarına ortak olursunuz.

Netice olarak: Allah’tan korkuyorum, Müslümanım, Vatan severim ve Haram yemem diyenlerin, perde arkası bunların tersini yapıyorsa O insanlar da, namus, şeref ve Allah korkusu olduğundan bahsedebilir misiniz? O zaman bu münafık ve riyakarlara Türkiye genelinde fırsat vermemelidir ki, Türk halkı günah işlemeyip sağlık ve huzur içerisinde hayatını idame edebilsin. Açık ve net olarak, Allah korkusu olmayanlara destek verenlerin o kişilerle hiç bir farklarının olmadığını teyit edilmiş olur.

Bu yazılanlar: Din-i, Milli ve 23-63 Ekseninin stratejik önem taşıma konularının, Büyük Türk Milletinin bilgisine sunup paylaşmaktır.

Fransız muharriri Paul Bourget, ruh hastaları ile yakından ilgilendiği için sık sık deliler evine uğrarmış. Birgün orada dolaşırken, mermer avlunun ortasında sandalyeye oturmuş, ucuna çengelli iğne bağlı uzun bir ipi elinde olta gibi tutan bir deli gördü. Dayanamadı:
”Nasıl, dedi, bari çok balık avlıyormusun?” sormuş. Deli sükünetle cevap vermiş:
”Bu sabahtan beri, siz, avladıklarımın üçüncüsüsünüz.” söylemiş.
Vatan şehitlerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü Rahmetle, Gazileri şükranla anar. Hastalara şifa-i şerifler dileriz.

Kaynakça:
Hadis-i şerifler ve Rüşvet: Diyanet İşleri Başkanlığı Yayın No: 207 


Bu Yazıyı Paylaşın:


Yorumlar (0):

Yorum Ekle


Adınız Soyadınız*

E-posta Adresiniz*

(E-posta adresiniz sitede görünmez)

Yorumunuz*



(Yandaki güvenlik kodunu bu alana giriniz)
   
 


Numan Aladağ Diğer Yazıları

24 Ekim 2016 - Borneo Adasından Gençlik sırları
20 Haziran 2016 - Zulüm ve Sonuçları‏
05 Şubat 2016 - Cumhuriyetin kuruluşu ile atılan Milli temel‏
28 Ocak 2016 - İmanın Şifalı Armağanları‏
26 Ocak 2016 - Şifalı Armağanlar
04 Ocak 2016 - Nezleli Bronşitte pratik çözüm‏
13 Aralık 2015 - Prostat İçin Şifalı Armağanlar
08 Eylül 2015 - 1 Kasım'ın Stratejik Önemi‏
02 Ağustos 2015 - Milli Temel ve sorumluluk‏
24 Temmuz 2015 - Astım hastalığı kader olmasın‏
21 Temmuz 2015 - Sinüzit hastalığına şifa
15 Temmuz 2015 - Bayramınız Bayram Olsun‏
11 Haziran 2015 - SEN ÜNLEM...‏
18 Nisan 2015 - Recep ayının fazileti‏
15 Nisan 2015 - Elazığ-Şanlıurfa da kararlılık‏
03 Nisan 2015 - Barsak İltihabı-Kolit Tedavisi‏
16 Mart 2015 - 18 Mart Zaferi ve küresel gerçek‏
11 Mart 2015 - 23-63 Ekseninde Ermenile
23 Aralık 2014 - Dengeli yaşam‏
05 Aralık 2014 - Jet hızı ile sonradan görmeler‏
29 Kasım 2014 - Vicdan ve Hakka bağlılık‏
27 Kasım 2014 - Bronşit için Şifalı Armağanlar‏
25 Ekim 2014 - Güzellik Reçeteleri
08 Ekim 2014 - ''Sağlık da Denge Ekmekle Başlar''‏
24 Eylül 2014 - Milli Beraberliğiniz İlacınız Olsun‏
13 Eylül 2014 - Seçim borsası nasıl kazandırıyor?‏
05 Eylül 2014 - Düşüncenin ana dokusu ve eğitim‏
26 Ağustos 2014 - Borneo Arasından şifalı armağanlar‏
22 Ağustos 2014 - Allah korkusu ve sorumluluk
20 Ağustos 2014 - Şeker Hastalığı ve E vitamini‏
14 Ağustos 2014 - Raf Terörü İş Başında Maliye seyir halinde‏
09 Ağustos 2014 - Vatana Bağlılık‏
07 Ağustos 2014 - Ekmeğimize Dikkat!‏
03 Ağustos 2014 - MUTLULUK PEHRİZİ
26 Temmuz 2014 - Mü'minlerin Bayramı‏
21 Temmuz 2014 - Ramazan Mevsimine Veda Ederken‏
17 Temmuz 2014 - İslamiyete göre İdarecilik‏
01 Temmuz 2014 - Allah'ın Emirlerine İtaat‏
27 Haziran 2014 - Teravih namazı ve sağlığımız
22 Haziran 2014 - Ramazan Mevsimi ve Huzurumuz‏
09 Haziran 2014 - Ey Türk Gençliği!
04 Haziran 2014 - Fırat ve HBB'nin önemi
30 Mayıs 2014 - sabır ve dedikodu psikolojisi
28 Mayıs 2014 - Prostat tedavisi ve yaz sezonu
Üye Paneli
E-mail
Şifre
 
   
  Yeni Üye | Şifremi Unuttum
En Çok Okunan
Sayfalar
Video Galeri
En Çok Yorumlanan
Foto Galeri
Radyo

Takvim
Bugünkü Gazeteler
Facebook Beğen

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Anasayfa | Sohbet Odasi
CH