Bugün, 25 Temmuz 2024 Perşembe

Zeynep Mehlika Yaşar


BİR ŞEHİR BİR MİMAR



Barcelona ve Gaudi.  Barselona’yı Gaudi’siz anlatmak neredeyse imkânsız. Gaudi müthiş zekâsı, yaratıcılığı ve doğadan aldığı ilham ile Barselona’yı bugünkü, deyim yerindeyse “Harikalar Diyarı”  haline getirmiş bir mimar. Aykırı tarzı, eserlerinde kullandığı tabiattan esinlenmeler ve renklerle 19. ve 20.yy,  hatta günümüz mimarisinin bile en orijinal eserlerini ortaya koymuş.
Barcelona İspanyanın 2. Büyük şehri olmakla birlikte Katalonya Özerk topluluğu Katalanların başkenti sayılıyor. Bunu evlerin balkonlarında sallanan Katalan bayrakları ve şehir tabelalarının Katalan dili ile yazılmış olmasından daha iyi anlıyoruz.  İlk ayak basışımız ile burayı çok seveceğimi hissettim. Çünkü bir İstanbul havası var. İstanbul gibi renkli ve haraketli.  Bizi ilk olarak şehrin orta yerindeki Kristof Kolomb heykeli selamlıyor, 1888 yılında inşa edilen 60 metrelik ünlü kâşifin heykeli bize ileriyi, güneşi gösteriyor.  Şehrin en çok hoşuma giden yeri ise uzun ve geniş plajları. Burada yaşadığınızı düşünsenize metropolde çalışıyorsunuz ya da oturuyorsunuz ama iş çıkısı ayaklarınız Akdeniz’in sıcacık kumlarında. Hava sıcak ve nemli, bu yönüyle de İstanbul ile benzer maalesef.  Sahilde karşımıza liman ve marina çıkıyor,  İspanya’nın en önemli liman ve ticaret şehri Barselona.  Bir liman kenti olması sebebiyle deniz ürünleri de çok ünlü. Marinanın (Port Vell) içinde alışveriş merkezi, akvaryum bulunuyor uğramaya değer…



 

 
 


 
Bu kısa girişten sonra işte sizlere Barselona’ya dair anlatacaklarım;
Nereler gezilmeli?
1-      Park Güell
İlk olarak Park Güell den bahsedelim.  1900-1914 yılların arasında yapılmıştır. Mimarı tabi ki Barselona’nın çılgın mimarı Gaudi. Park Güell adını İspanya’nın soylu ailelerinden olan Güell ailesinden alıyor.  Güell ailesi soyluluklarına yakışır ve benzersiz bir yaşam alanı yaptırmak istiyor ve bunun için Antoni Gaudi ile anlaşıyorlar.  Dikkat etmenizi istiyorum! Ev köşk ya da bir saraydan bahsetmiyorum.  Burası bir yaşam alanı. İçerisinde üç tane orijinal tasarımları ile ev Hansel ve Grathel masalındaki şeker evlerden esinlenmiş yapı bulunuyor.  Hatta bu evlerden bir tanesinde Gaudi yaşıyor ve bugün müze olarak sergileniyor. İçerisinde yine Gaudi tasarımı birbirinden ilginç mobilyalarını görmek mümkün. Bu alanın hemen girişinde kocaman ağzından su çıkaran bir bukalemun heykeli bulunuyor. Kertenkele de denilebilir ama bence bukalemun demek daha doğru.  Çünkü Gaudi’nin de tıpkı bukalemun gibi yaradılışı, doğanın renkleri ile harmanlanmış gibi.  Yine birbirinden kıvrımlı ve renkli yollar geçitler bu alanda yer alıyor. Park Güell şehri kuşbakışı gören bir tepe üzerine kurulmuş manzarası şahane ve bu alanı kıvrımlı renkli mozaik surlar çevreliyor. Aslında yapıların hepsi böyle rengârenk ve mozaiklerle bezeli. Mimarinin çok süslü, eğlenceli ve enerji verici bir tarzı var. Gezerken oyuncak bir şehre girmişsiniz gibi hissediyorsunuz.  Park Güell beni gerçekten kendine hayran bıraktı, Barselona’ya hatta dünyaya sunulan sıra dışı bir mimari.





 


 






 
 


 
 
2-Sagrada Famillia
Nam-ı diğer bitmeyen kilise.  Yapımı 1882 de başlamış fakat günümüze kadar devam eden bir kilise. Kiliseyi inşa etmeye Antoni Gaudi başlıyor fakat ölümünden sonra başka mimarlar çalışıyorlar.  İnşaatının bitememesinin nedeni Gaudi’nin zamansız ölümü ve çizimlerinin esrarengiz kayboluşu ile ilgili. Gaudi’nin mimari zekâsının çözülememesi sebebiyle mimarlar bir türlü tamamlayamıyor bu kiliseyi. Zaten kilisenin her bir cephesi başka bir mimarın eseri halinde ve hepsi birbirinden farklı. En güzeli hangi cephesi diye sorarsanız tabiki Gaudi’nin elinden çıkan cephe. Bu arada Gaudi’nin ölümünden de kısaca bahsetmek istiyorum. Rivayete göre Gaudi tramvay kazasında ölüyor. Sagrada Famillia kilisesi inşaatı sırasında eserine daha geniş açıya bakmak isterken geri geri yürüyor ve o sırada caddeden gecen tramvay Gaudi’yi fark etmeyerek çarpıyor. Gerçekten bu denli yetenekli ve zeki bir mimarı böyle bir görünmez kaza da kaybetmek sadece İspanya için değil dünya için de büyük kayıp. Yaşasaydı daha ne orijinal ve zekâ dolu eserlerini görecektik belki de…  Gaudi’nin ölümünden sonra 1936 yılında çıkan İspanya iç savaşı sırasında Bazilikanın çizimleri ve notları bir yangın sonucu kül olduğu söylenmektedir.  Ne kadar doğru bilinmez tabi aslında bu bitmeyen kilise hikâyesi bana biraz turist çekmeye çalışmak amacı ile kurgulanmış kapitalist bir hikâye gibi geldi ne dersiniz? Gelelim bu kiliseyi bu kadar meşhur yapan mimarisine; bir doğa hayranı olan Gaudi kocaman bir tepeyi andıran büyüklükle Bazilikanın dış cephesinde alışılagelmiş Hz. İsa, Hz. Meryem, Cebrail ve 12 havari figürlerinin yanı sıra meyve, mevsimler, güneş ve ay gibi figürlere de yer veriyor. Yine bu çan kulelerinde doğum ve ölüm temalarını da gözlemlemek mümkün. Yani anlayacağınız her bir taşında dünya ve ahirete ilişkin anlamlar yüklemiş Gaudi bu bazilikaya. Ayrıca uzaktan görünümü peri bacalarını andıran kocaman kumdan bir tepe gibi. Sagrada Famillia’ nın İç kısmı ise; dışına göre çok daha sade ve gösterişsiz. Beni biraz hayal kırıklığına uğrattı. İç sütunları bir ağaç gövdesi gibi dallı budaklı. Bu şekilde ünlü mimar sanki bir ormanda dolaşıyormuş hissi yaratmayı planlamış. Ayrıca Sagrada Famillia UNESCO’nun dünya tarih mirası listesinde bir eser olduğunu belirtmeden geçmemek gerek.

 

 





 
 
 
 


 





3. Poble Espanyol
Poble Espanyol, İspanya tüm mimari örneklerinin sergilendiği bir açık hava müzesidir. 1929 yılında düzenlenen bir sergi için tasarlanıyor. Bask bölgesi de dâhil İspanyanın diğer bölgelerine ait İspanyol köylerinin modelleri sergileniyor. İçerisinde gezinirken 13. yy. İspanyasında gezinti yapıyormuşsun hissi veriyor. Ambiyans olarak gerçeğinden hiçbir fark yok. İçerisinde bar, kafe, restoran ve hediyelik eşya dükkânları bulunmaktadır. Benim en çok hoşuma giden Endülüs mimarisinin de örneklerinin bulunmasıydı. Bembeyaz ve sade…










 




 
 
4.Barselona Katedrali
Barcelona da görülmesi gereken önemli eserlerdendir. Diğer adı Catedral de la Santa Creu i Santa Eulalia. 14.yy a ait bu gösterişli katedralin bir de hikâyesi var; Katedrale ismini veren Elualia isimli biri Romalılar zamanında sokak ortasında çırılçıplak bir yere bağlanarak ölüme terk ediyorlar. Mevsim bahar olmasına rağmen bir mucize ile kar yağmaya başlıyor ve Elualia’nın vücudu kar ile kaplayıp onu koruyor. Bunu gören Romalılar bu sefer Elualiayı bıçaklı varil içerisine kapatıyor. Sonuç olarak Elullia katledilmekten kurtulamıyor. Elullianın mezarı katedralin içerinde bulunuyor.







 

Barselona’nın taşı toprağı altın, yani her bir bina, heykel, sokak, kaldırım hatta kanalizasyon kapakları bile uzun uzun incelemeye değer sanatsal görünümde.

 

 


 

 
Siz siz olun şimdi sıralayacağım yerlere de uğramadan gelmeyin;

Plaça de Catalunya: Barselona ünlü meydanlarından, Çeşmeleri ve heykelleri görülmeye değer

Picasso Müzesi: Ünlü sanatçı Pablo Picasso’dan değerli eserlerin sergilendiği bir müze.

La Boqueria: Barselona da bulunan Çok ünlü ve her daim taze ve bol çeşitli meyvelerin bulunduğu ünlü pazardır. Pazar yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri.

Nou Camp Stadyumu: F.C Barcelona Futbol Takımı’nın stadyumu. Aslında kimine göre Barselona da gezilecek yerler listesinde 1. sırada yer alması gereken bir yer burası. Her yıl milyonlarca turist çekiyor bu stadyum.  Bizde de meraklıları bulunması sebebiyle tabi ki de oradaydık :)



La Rambla Caddesi: Barselona’nın istiklal caddesidir. Her iki yanı ağaçlarla çevrili Plaça de Catalunya Meydanı ve Kristof Clomb Heykelini birbirine bağlar.  Bu şekilde La Rambla Caddesi ile şehir Akdeniz ile buluşuyor. Sadece yayalara açık bu cadde üzerinde birbirinden güzel mağaza, hediyelik eşya dükkânı, kafe, restoran, köşe başı çiçekçileri ve sokak sanatçılarını görebilmek mümkün.


Nasıl gezmeli?
Basit! Hop-on hop-of turist otobüsleriyle. Mevsim ağustos ve Barselona cidden nemli ve sıcak üzeri açık püfür püfür bu otobüsler cankurtaran gibi yetişiyor imdadımıza. Günlük bilet satın alınarak Barselona’daki gezilecek bu tüm yerlere rahatça ulaşım sağlayabilirsiniz. Üstelik otobüslerde birçok dilde, eserler hakkında bilgi veren kulaklıklar mevcut. Ve ücretsiz wi-fi da cabası Jİstediğiniz durakta inip yine aynı biletiniz ile o duraktan tekrar bir sonraki otobüse binebilirsiniz. Yine de binmem derseniz şehir geniş bir metro ağına da sahip.

Ne yemeli?
Barselona liman kenti olması sebebi ile deniz ürünleri çok meşhur. Deniz ürünleri ve sebzelerle pişirilmiş bir çeşit pilavları var ismi Paella. Ben balık ve kalamar haricindeki deniz ürünleri yemediğim için bu pilavın tavuk versiyonunu tattım. Nasıl mı? Alasını anneniz yapar emin olun J. Bir de Tapas adını verdikleri atıştırmalık kanepeleri var Katalanların. Restoranının mutfağında ne malzeme varsa onlardan yapılıyor tapas. Yani her yerde farklı çeşit bir Tapas yiyebilirsiniz. 
Barselona’ya ait anlatacaklarım bu kadar. Sevgiler…

Sonuç mu?

Muhakkak gidin!